selut!

Türk Eskrimini Geliştirme Vakfı

Foundation for the Development of Turkish Fencing

Kırk Altı Yıl

Eskrime başladığımda bu sporun yaşamımda bu denli uzun bir zaman (şimdilik 46 yıl) etkin ve etkili olacağını söyleselerdi güler geçerdim. Çünkü eskrime başlamadan jimnastik, futbol, atletizm, boks, halter, basketbol sporlarıyla ilgilenmiş ve bir daldan bir dala atlamıştım. Bu kırk altı yılda nerelerden nerelerle gelindi: Beş hakemle yönetilen müsabakalardan elektrikli donanımlara, ucu çok sivri ve çatallı silahlardan hassas puandereli elektrikli silahlara, merdiven altlarındaki çalışmalardan bağımsız salonlara…

Ankara eskriminin her şeyi olan 19 Mayıs stadyumunun altındaki çalışma salonunda nasıl eskrim yapıldığına hala şaşarım: Bir pistin ancak sığdığı oval bir salon. Ovallik nedeniyle düz serilememiş bir pist. Pistin hemen yanında stadın tribünlerini ayakta tutan devasa beton sütunlar. Ufacık pencereler, havasızlıktan kendine has kokusu olan loş bir salon…

Bu salonda müsabaka yapmak da yönetmek de büyük beceri gerektirirdi: Eskrimcilerin hareketlerini küçük yapmaları gerekirdi. Çünkü her an pistin yakınındaki sütunlara dürtüş yapmak olasılığı vardı. Özellikle epe müsabakalarında bu sütunlardan alınan tuşlar nedeniyle itirazlar olur hakemler zor durumda kalırdı. Bu konuda Remzi Üstel’in özel bir yeri vardı. Ola ki bir sporcu aşka gelir de yanlışlıkla fleşh (ileri koşarak atılma) yapmaya kalkarsa virajı alamayıp yan duvara çarparak yere serilirdi. Hakemlerin işi de çok zordu. Ancak her zaman son sözü hakemler söylerdi. Bunda federasyon başkanı Sayın Halim Tokmakçıoğlu’nun etkisi çok fazlaydı sanırım.

Federasyon başkanı Halim Tokmakçıoğlu sık sık bu salona gelir çalışmaları ve maçları izler sporcularla yakından ilgilenirdi. Nef’i Güven, Muhiddin Arsan, Sait Tayla, Nihat Ateşöz, Ertan Şimşek, Olcay Yelkin, Tacettin Özışık, Aydın Argun, Ataman Güre, Teoman Güre, Hüseyin Sözen, Şevket Turgay, Ayşe Mete, Nihal Güven, İlhan Parer, Oya Tokmakçıoğlu, Serpil Arcan, Coşkun Arcan, Sabahattin Arcan o dönemin anımsayabildiğim Ankaralı eskrimcileriydi.

Bu dönemde diğer illerde kimler vardı derseniz aklıma gelenleri şöyle sıralamak mümkün:
İstanbul’da; Rıza Arseven, Sümer Hetman, Oktay Orton, Seyyit Mısırlı, Aykut Zeybeker, İfakat Mergen, Merih Sezen, Nihat Balkan, Bülent Dimli, Deniz Öçgüder, Kemal Mısırlı, Aykut Şensesli, Tunç Parkan, Savaş Barın, Erdem Savaş, Orhan Adaş, Behzat Balkaya, Yüksel Eymir, Ahmet Arseven, Mehmet Akmanalp, …
İzmir’de; Muammer Uçal, Sadi Ercan, Nazmi Aydinç, …
Bursa’da; Halit Kılıçeri, Burhan Akipek, Nihat Güven, …
Eskişehir’de; Osman Özden, Niyazi Dalar, Refik Düzel, …
Mersin’de; Seyfettin Gül
Kocaeli’de; Kazım Tonguç
Bunların bazıları faal eskrimci, bazıları çalıştırıcı, bazıları da yöneticiydi.

Sanırım eskrim toplumunda herkes tarafından tanınan ve yolu dört gözle beklenen kişi Naci Ağabey idi. Büyük küçük herkes ona “AĞABEY” derdi. İlk karşılaşmamızda tartıştığımız fakat sonra hep saygı duyduğum ve “ağabey” olarak hitap etme mutluluğuna erdiğim,her derde deva, her yaştan eskrimciyle arkadaş, her federasyonun en büyük yardımcısı: Naci Esengin.

admin tarafından girilmiştir • 11 Feb 2007 • Bölüm: Özcan Öztuna'nın Kaleminden

Yorum yazınız

You must be logged in to post a comment.