selut!

Türk Eskrimini Geliştirme Vakfı

Foundation for the Development of Turkish Fencing

Ne Uzuyor Ne De Kısalıyoruz

Sanırım Özdemir Karatün’ü bilen eskrim severin sayısı pek azdır. Deniz Kuvvetlerinde görevli bir binbaşıydı benim antrenörlüğümü yaparken. İyi bir kılıççı olduğunu anımsıyorum. Ama asıl önemlisi bana flöre ve epe dersleri vermişti. Daha sonra ABD’ye gittiğini, fizyoterapi eğitimi alıp orada yaşamaya devam ettiğini öğrenmiştim. Özdemir Karatün, Türk eskriminde eskrim kitabı çalışmalarını ciddi olarak başlatmış ve kendi olanaklarıyla bir kitapçık basmıştı.

Yıllar sonra Rıza Arseven çok kapsamlı bir eskrim kitabı hazırladı ve federasyon bu kitaba destek oldu. Türk Dil Kurumu terimlerle ilgili çalışmalar yaparken, Sait Tayla’nın “Eskrim Terimleri Sözlüğü” nün hazırlanmasındaki katkıları, eskrimin Türkçeleşmesinde çok önemli bir rol oynamıştır.

Ülkemizde eskrimin gelişmesi için birçok fırsat doğmuş ancak zamanın federasyonları bu fırsatları değerlendirememiştir. Bu Fırsatların en büyüğü Spor Akademileri kurulurken elde edilmiş, bu kuruluşun sorumlusu Sayın Necmettin Erkan’ın desteğine rağmen eskrim, spor akademilerine çok geç girmiştir. Oysa daha akademilerin kuruluş aşamasında (1969) akademiye eskrim öğretim üyesi olarak yetiştirilmek üzere sınav açılmış, rahmetli Nef’i Güven ve Muhittin Arsan’ın ısrarlarıyla bu sınava katılmış ve başarılı olmuştum. Yetiştirilmek üzere Paris’e gönderileceğim söylenmesine rağmen bu gerçekleşmedi. Bir süre sonra ise Ali Tayla ve Tuncel Uzel, antrenör olarak yetiştirilmek üzere bursla Paris’e gönderildi.

Fransa’da yetişmiş iki çalıştırıcıya sahip olmak Türk eskrimi için bulunmaz bir fırsattı. Öğretimin sonunda Tuncel Uzel diploma alırken Ali Tayla diploma almayı sonraya bırakmıştı. Ne gariptir ki bu yetişmiş iki antrenör eskrimimize çok kısa süre katkıda bulundu. Çünkü kendileriyle zorunlu hizmet akti yapılmamıştı.Daha sonra da çalıştırıcı olarak eskrimden tümüyle koptular. Akademilere eskrimi sokanlar ise sınavları kazanıp akademilerde okuma hakkını kazanan faal eskrimciler oldu. Ancak yıllar sonra Mete Yazıcı spor akademisinde öğretim üyesi olarak çalışma olanağı bulabildi.

Kırk altı yılda on federasyon geçti. Bu dönem içinde eskrimde etkinliklere katılan bölge sayısı hemen hemen hep aynı kaldı. Eskrimin devamı ise kişilerin özverili çalışmalarıyla sağlanabildi. Bazen yeni bölgeler doğarken bazen de var olanlar karanlığa gömüldü. Bu yeni doğanlardan ikisinin (Balıkesir ve Afyon) kuruluşunda bütün yükü yüklenmiş ve bir başkasının (Kütahya) kuruluş aşamasına katılmış olmam bana hep mutluluk verdi. Ne yazık ki kişisel çabalara rağmen faal bölge sayısında büyük bir artış sağlanamadı: (Ankara, İstanbul, İzmir, Eskişehir, Bursa, İçel, Kocaeli, Balıkesir, Afyon, Antalya, Konya, Erzurum, Kütahya)

Umarız bundan sonra eskrimle ilgili kararlar alınırken özel ilişkiler yerine eskrimin geleceği dikkate alınır ve eskrim, kişilerin özverili çalışmalarının üstünde, kurumsal bir yapıya kavuşarak hızlı bir gelişme gösterir. Özerk federasyon yapısı da bunun gerçekleşme olasılığını yükselten bir etmen olarak görülmektedir.

admin tarafından girilmiştir • 21 Feb 2007 • Bölüm: Özcan Öztuna'nın Kaleminden

Yorum yazınız

You must be logged in to post a comment.