selut!

Türk Eskrimini Geliştirme Vakfı

Foundation for the Development of Turkish Fencing

Balıkesir

Yıl 1965, yer Kırşehir. Gazeteleri karıştırırken bir başlık dikkatimi çekti: “Balıkesir’de eskrim” Kısa bir yazı ve bir resim: Ortada Bursa eskrim il temsilcisi rahmetli Halit Kılıçeri etrafında çocuklar. Hepsi eşofmanlı. Bazılarının elinde silah, bazılarının elinde maske. Yıllardır ben de doğduğum fakat bir türlü uzun süre kalamadığım Balıkesir’de eskrimi başlatmayı düşünüyordum. Haberi okuyunca: “Kısmet Halit Kılıçeri’yeymiş.” dedim.

1966 yılında Balıkesir’e döndüm. Beden Terbiyesi Bölge Müdürü rahmetli Selman Boğuşkan’ı ziyarete gittiğimde eskrimi sordum. Meğer bu konuda çok dertliymiş. Geçen başlayan çalışmalar tamamiyle durmuş. İl temsilcisi yok, çalıştırıcı yok, sporcu yok… Her daldan ikişer antrenman silahı ve iki maske. Silahlar paslanmış, maskelerin sakalları kopmuş. Kısacası Balıkesir’deki eskrim gazetedeki haberden öteye geçememiş.

Bu duruma hem üzüldüm hem sevindim. Üzüldüm çünkü bir atılım daha başlamadan bitmişti. Sevindim çünkü çok istediğim bir şeyi gerçekleştirme olanağı bulmuştum. Artık Balıkesir bölgesinin eskrim il temsilcisi, eskrim antrenörü, eskrim hakemi, silah tamircisi ve malzemecisiydim. Balıkesir’de eskrimin gerçek anlamda kurulup geliştirilmesi bana kısmet olacaktı.

Bölge Müdürlüğü kanalıyla yaptığımız başvuruya Eskrim Federasyonu nazlı da olsa olumlu yanıt verdi. Bu nazlanma üzerine Naci Ağabey’le ve Sait Tayla ile ilişki kurdum. Balıkesir’de eskrimin kurulup gelişmesinde Bölge Müdürü Sayın Selman Boğuşkan, Sayın Sait Tayla ve Sayın Naci Esengin’in destekleri pek çok sorunun çözümünü kolaylaştırdı. Federasyondan yapılan yardım her ne kadar birkaç antrenman silahını ve birkaç maskeyi geçmiyorsa da geleceğe umutla bakmamıza yetiyordu.

Okuduğum okul olan Balıkesir Lisesi’ni sporcu kaynağı yapmak için okul yönetimine başvurduğumda okul müdürü Sayın Nazım Kurtiş çok yakın ilgi gösterdi ve Beden Eğitimi bölüm başkanıyla tanışmamı istedi. Bölüm başkanının Sayın Mahide Önalp olduğunu öğrendiğimde pek çok şeyin daha iyi olacağını anladım. Çünkü Mahide Hanım ve eşi benim de öğretmenimdi…

Gerçekten de öyle oldu ve 15 kız 15 erkek öğrenciyle eskrim çalışmalarına başladık. Çalışma salonu yoktu. Tarihi lise binasının öğretmenler odası en geniş salondu. Masayı ve sandalyeleri kenarlara çeker kapıları açar sahanlıkla birleştirdiğimiz bu alanda çalışma yapardık. Ancak yer yeterli olmadığı için onar kişilik gruplar halinde çalışırdık. Daha sonra Atatürk Stadyumu’nun altındaki alanda çalışmaya başladık. Bu alanı güreşçilerle ortaklaşa kullanıyorduk. Buradaki güreş minderlerini yayma görevi güreşçilerin,toplama görevi ise eskrimcilerin oldu. Minderler toplandıktan sonra eskrim çalışmalarını yapıyorduk.

Balıkesirli eski eskrimciler

[Ayaktakiler (soldan sağa): Nuri Deliklitaş, Sıtkı Gider, Sevinç Erzaim, Sevgi Erzaim, Özcan Öztuna, Kamer Genç, Leman Şensöz, (?), Tuncer Aydın. Oturanlar (soldan sağa): Asım Tekin, Gürol Koray, Selman Boğuşkan (Bölge Müdürü), Tamer Çeşmeci, Mehmet Öcal.]

Havalar düzelince çalışma yerimiz, Atatürk Stadyumu’ndaki bisiklet veledromunun start-finish bölümü oldu. Çalışmalarımız başarılı bulunmuş olacak ki o yıl Sait Tayla, federasyonun görevlendirdiği bir antrenör olarak Balıkesir’e geldi ve 5 gün çalışma yaptı. Çalışmalarımızı stadyumun şeref tribününde yapıyorduk. Bazen de kapalı tribünün üst sıralarının gerisinde kalan boşluklarda. Sait Tayla, bu koşullarda böyle bir çalışmanın dünyanın hiçbir yerinde olamayacağını söylüyordu. Zor oluyordu belki ama çok yararlı olduğunu kimse inkar edemezdi.

Haftada üç gün yapılan çalışmalara özveriyle katılan Balıkesir’in ilk eskrimcileri anımsayabildiğim kadar şunlardı:
Erkekler: Gürol Koray, Sıtkı Gider, İrfan Anar, Asım Tekin, Nuri Deliklitaş, Zinnur Eraslan, Faruk Kılıç, Tuncer Aydemir, Fuat Aytulu, Suha Başaran, Fikri Teoman, Mehmet Öcal, Tamer Çeşmeci, İlhami ve İskender…
Bayanlar: Leman Şensöz, Sevgi Erzaim, Yücel Çağlar, Kamer Çeşmeci, Aysel Öcal, Sevinç Erzaim ve Ferhunde…

Balıkesirli eski eskrimciler
admin tarafından girilmiştir • 4 Mar 2007 • Bölüm: Özcan Öztuna'nın Kaleminden

One Response »

  1. Çok yaşa sen Özcan Ağabey…Hem eline hem de klavyene sağlık. Bu son yazı çok nostaljik olmuş.
    Selam ve sevgiler,
    Cengiz Aydın

Yorum yazınız

You must be logged in to post a comment.